Alıntı

Toplumsal hayat bizi doğadan kopardı, onunla yeniden bütünleşmek zorundayız. “Ağaca sarılan hippi” imajını kastetmiyorum, onda yanlış bir şey yok da, demek istediğim, bir psikolojik ve ruhsal evrimin çok gerektiği. Şimdiki hayat tarzımızla ilgili en büyük sorunun ruhsallık eksikliği olduğunu düşünüyorum…

Julian Goldberger ("Şahin"in yönetmeni)

30 Nisan 2011 Cumartesi

Beni Asla Bırakma

IMDB: 7,3
All Movie: 3 yıldız
Meta Critic: % 69
Manalı Filmler: 8,5

Etkileyici bir karakter analizi yapan “One Hour Photo / Baskı” senaryosu, diğer özellikleriyle pek de parlak bir iş değildi. Yine de film çok başarılıydı çünkü yönetmen koltuğunda Mark Romanek oturuyordu.

Klip yönetmenliğinden gelmesine karşın, böyle bir sanatçıdan bekleyebileceğiniz her şeyin dışında durur Romanek; şok kurgu, baş döndürücü kamera hareketleri, çarpıcı efektler vs yoktur filmlerinde.

Zaten bunlara ihtiyacı da yok; ortalama bir senaryoyu etkileyici bir filme dönüştürebiliyor, temaları ve dramaturjiyi doğru algılıyor, muhteşem bir film tasarlıyor ve kotarıyor.

Bu söylediklerim “Beni Asla Bırakma” için de geçerli.

Durgun bir su gibi bu film, finale doğru şırıl şırıl akıyor. Aynen “Baskı” gibi, dev dalgalar yok, korkunç rüzgarlar esmiyor. Usul usul, bir annenin çocuğuna masal okuması gibi mırıl mırıl; fakat dipteki tortuyu, acıyı hissettirerek…

Seyirciyi tokat gibi sarsan bir film değil bu, ama içine işliyor.

Aynen James Ivory başyapıtı “The Remains Of The Day / Günden Kalanlar” gibi… Ki o da bir başka Ishiguro romanından uyarlanmıştı.

“Beni Asla Bırakma”, 5 yıl önceki “Ada” gibi, organlarının kullanılması amacıyla yetiştirilen klonların yaşamlarına eğiliyor. Fakat “Ada” macera sahneleriyle dolu bir filmdi, karşı uçtaydı, ana temanın hayata dair söyledikleri onca gürültü patırtı arasında kayboluyordu.

“Beni Asla Bırakma” da çok konuşkan bir film değil, ama ana temasını iyi işliyor. Repliklerden ziyade yüzlerle, hayatın küçük anlarıyla… Ölmeye hazırlanma, bir sevdiğini kaybetme, klon olduğunu bilmenin verdiği eziklik vb birleşip sonuçta yaşamaya dair bir büyük övgü oluşturuyorlar.

Külliyen manalı…

Ödülleri:
En İyi Kadın Oyuncu dalında İngiliz Bağımsız Film Ödülü (Carey Mulligan)
Ayrıca 1 ödül ve 15 adaylık

Meraklısına:
Filme temel oluşturan eser, Time dergisinin “Tüm Zamanların En İyi 100 Romanı” listesinde yer aldı.

Filme çekilen Ishiguro romanlarının ikisi de ülkemizde yayımlandı, yazarın başka eserleri de piyasada bulunuyor.

Tommy’nin Kathy’ye hediyesi olan albüm, Judy Bridgewater isimli hayali bir şarkıcıya ait. Filmde birkaç kez çalınan “Never Let Me Go”, Jane Monheit tarafından yorumlanmış.

Benzer filmler:
La Mort En Direct / Ölümü Beklerken” (Bertrand Tavernier, 1980)
The Island / Ada” (Michael Bay, 2005)
Gattaca” (Andrew Niccol, 1997)
Ikigami” (Tomoyuki Takimoto, 2008)

Never Let Me Go / Beni Asla Bırakma
Yönetmen: Mark Romanek
Senaryo: Alex Garland (Kazuo Ishiguro’nun romanından)
Yapımcılar: Andrew Macdonald, Allon Reich
Oyuncular: Carey Mulligan (Kathy), Andrew Garfield (Tommy), Keira Knightley (Ruth), Izzy Meikle-Small (Çocuk Kathy), Charlie Rowe (Çocuk Tommy), Ella Purnell (Çocuk Ruth), Charlotte Rampling (Bayan Emily)
2010 ABD-İngiltere ortak yapımı, 103 dakika.
Gösterim tarihi: 29 Nisan 2011
DVD firması: Tiglon / 20th Century Fox

2 yorum:

  1. Usul usul, bir annenin çocuğuna masal okuması gibi mırıl mırıl; fakat dipteki tortuyu, acıyı hissettirerek…demişsin ya izlemem şart oldu...

    YanıtlaSil