Alıntı

Toplumsal hayat bizi doğadan kopardı, onunla yeniden bütünleşmek zorundayız. “Ağaca sarılan hippi” imajını kastetmiyorum, onda yanlış bir şey yok da, demek istediğim, bir psikolojik ve ruhsal evrimin çok gerektiği. Şimdiki hayat tarzımızla ilgili en büyük sorunun ruhsallık eksikliği olduğunu düşünüyorum…

Julian Goldberger ("Şahin"in yönetmeni)

faşizm eleştirisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
faşizm eleştirisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2011 Cuma

Kayıp

IMDB: 7.7
Rotten Tomatoes: % 61
Manalı Filmler: 8.5

“Ülkesinin insanlarının sorumsuzluğu yüzünden bir ülkenin komünist olmasına seyirci kalamayız. Meseleler, Şilili seçmenlerin kararına bırakılamayacak kadar önemlidir.”

Bu sözler dönemin ulusal güvenlik danışmanı, daha sonra Dışişleri Bakanı olan Henry Kissenger’a ait. ABD’nin 11 Eylül 1973’te Şili’de gerçekleştirilen askeri darbeye verdiği desteğin kanıtlarından biri.

1970 yılında, Şili’de dünyada ilk kez serbest seçimle sosyalist bir iktidar iş başına gelmişti. ABD’nin körüklediği ekonomik sorunlara rağmen Allende bir sonraki seçimden oylarını artırarak çıkınca askeri darbe için düğmeye basıldı.

1990’a kadar devam eden Pinochet iktidarının özellikle ilk yılında yüzlerce insan gözaltında kayboldu veya işkence sırasında öldü.

“Kayıp” filmi bu insanlardan birine odaklanıyor.

Gerçek bir hikaye.

Amerikalı işadamı Ed Horman’ın oğlunu aramasının öyküsü.

Bu trajik olay, kendine çok uygun bir yönetmen buldu, politik gerilim filmlerinin ustası Costa-Gavras’ın (“Music Box / Müzik Kutusu”, “Z / Ölümsüz”) çektiği film çok beğenildi.

Aslında “Kayıp” bir “tanıklık” filmi, yani Charles’ın başına gelenleri değil, eşi ve babasının onu ararken gördüğü ve duyduğu şeyleri aktarıyor. Örneğin bir oda dolusu ceset arasında Charles’ı arıyorlar, ama film o kişilerin neden ve nasıl öldürüldüklerini göstermiyor.

Buna rağmen filmin bu kadar güçlü olması çok şaşırtıcı. Etkileyiciliğini Costa-Gavras’ın ustalığı kadar Kafkaesk bir yapı kurmasına da borçlu: Filmin önemli bir bölümünde Ed ve Beth bir kısır döngü içinde dolanıp duruyor, aynı şahıslarla (örneğin Elçilik görevlileri) tekrar tekrar görüşüyor ama bir arpa boyu bile ilerleyemiyorlar.

Fakat bu süreçte duydukları dehşet verici: Örneğin “3 bin Amerikan şirketi Şili’de üretim yapıyor, bu yüzden bu bizim meselemiz” deniyor.

Film tamamlandığında Charles’ın darbeyi yapanlarla ABD arasındaki ilişkiye dair bir şeylere tanık olduğu için yok edildiği bilgisi kalıyor seyircinin belleğinde.

Tabii bir de o korkunç görüntüler: Sokak ortasında taranan veya kurşuna dizilen insanlar, koca bir stadyum dolusu tutuklu, köpek leşi gibi üst üste yığılmış cesetler.

Belli ki “kayıp” olan tek bir kişi değil, bir dönemin ruhu ve bir umut…

Ödülleri:
En İyi Uyarlama Senaryo dalında Oskar; Film, Erkek Oyuncu (Lemmon) ve Kadın Oyuncu (Spacek) dallarında Oskar adaylığı.
Altın Palmiye’yi Şerif Gören’in “Yol” filmiyle paylaştı.
Ayrıca 7 ödül ve 11 adaylık.

Meraklısına:
Yıllar sonra yapılan bir DNA testi, ABD’ye yollanan cesedin Charles’a ait olmadığını ortaya çıkarmış. Eşi Joyce (filmdeki adı Beth) hala kocasının akıbetini araştırıyor.

Darbe sırasında binden fazla insanı elçilikte saklayıp sonra da gizlice ülke dışına çıkararak hayatlarını kurtaran dönemin İsveç büyükelçisi Harald Edelstam’ın öyküsü de sinemaya aktarıldı. Ulf Hultberg’in 2007’de yönettiği filmin adı: “The Black Pimpernel”. O da gayet başarılı; meraklısına öneririm...

Açık Gazete, 12 Eylül 2011

Missing / Kayıp
Senaryo ve yönetim: Costa-Gavras (Thomas Hauser’in “The Execution of Charles Horman” isimli kitabından)
Yapımcılar: Edward Lewis, Mildred Lewis
Müzik: Vangelis
Oyuncular: Jack Lemmon (Ed Horman), Sissy Spacek (Beth Horman), Melanie Mayron (Terry Simon), John Shea (Charles Horman), Charles Cioffi (Yüzbaşı Ray Tower), David Clennon (Phil Putnam), Richard Venture (Büyükelçi), Jerry Hardin (Binbaşı Sean Patrick), Richard Bradford (Andrew Babcock)
1982 ABD yapımı, 122 dakika
DVD firması: As Sanat

25 Eylül 2011 Pazar

Piyanist

IMDb: 8.5 (51. sırada)
Rotten Tomatoes: % 96
Manalı Filmler: 10

1 Eylül 1939’da Almanlar Polonya’yı işgale başladılar. 16 gün sonra da SSCB ülkenin doğusunu ele geçirdi. Savaş boyunca süren işgal ülkeye ağır hasar verdi ve yaklaşık 1 milyon Polonyalının ölümüne neden oldu.

Haliyle Polonya sineması işgal ve direnişi konu alan filmler yaptı: Ünlü yönetmen Andrzej Wajda “A Generation”, “Kanal”, “Katyn” gibi eserlerinde o dönemin olaylarını çeşitli açılardan irdeledi. Kayda değer bir başka çalışma ise Aleksander Ford’dan geldi, 1948 tarihli “Border Street”, işgal yüzünden bazıları birbirine düşman olan bir grup yeniyetmeye odaklanıyordu.

Bunlar önemli çalışmalardı ama konuyla ilgili film yönetmeye belki de en çok Polanski’nin hakkı vardı çünkü –“Roman” kitabında da anlattığı gibi- onun çocukluğu Nazi işgali altındaki Varşova’da geçmişti. Tüm bu filmlerde işlenen pek çok olayı bizzat yaşamış, yıllarca etkisinden kurtulamamıştı. İşgalle ilgili film çekmek istemesi doğaldı.

Sonunda Polanski aradığı projeyi buldu. Wladyslaw Szpilman’ın anılarından oluşan kitap ona, daha önce yapılanlara hiç benzemeyen bir Nazi işgali filmi çekme imkanı verdi.

Andığım diğer eserler ikiye bölünmüş bir dünyayı resmeder: Bir yanda mağdur Polonyalılar, karşılarında zalim Almanlar vardır. “Piyanist” ise çok daha gerçekçi bir tablo çiziyor: Szpilman için topladığı paralarla kaçan bir Polonyalı da var bu filmde, onun saklanmasına yardım eden, ona yiyecek götüren bir Nazi subayı da.

Seleflerinden farklı olarak “kahraman Polonyalı” imajı yok bu eserde, tersine ana kahramanı fena halde korkak, aylarca çeşitli harabelerde, terk edilmiş evlerde tek başına yaşadığı, direnişçilerin çabalarına tanık olduğu halde düşmana bir tek kurşun bile sıkmayan biri. Polonya’nın resmen hiç teslim olmadığı ve 6 yıl boyunca elden geldiğince savaştığı düşünüldüğünde, gerçek bir hikayeyi, yaşandığı biçimiyle perdeye aktarmaya çalışan Polanski’nin ne kadar cesur ve hümanist davrandığı daha iyi anlaşılıyor.

Dolayısıyla bu filmin başarısı büyük bir sürpriz değil, Polanski’nin duruşu çok daha şaşırtıcı: İnanılmaz derecede objektif kalmayı başarıyor, örneğin Nazilerin uyguladığı şiddeti özellikle vurgulamaya çalışmıyor, içeriği ne olursa olsun her planda aynı derecede sakin ve olgun. Bir insanın hayatta kalma çabasına odaklanıyor ve bunu o kadar başarıyla işliyor ki, tek bir şahsın hikayesi tüm sinema tarihinin en önemli savaş karşıtı filmlerinden birini oluşturabiliyor.

Ödülleri:
En İyi Yönetmen, Erkek Oyuncu ve Uyarlama Senaryo dallarında Oskar; Film, Görüntü Yönetmeni, Kurgu ve Kostüm dallarında Oskar adaylığı.
Altın Palmiye.
Ayrıca 45 ödül ve 38 adaylık.

Meraklısına:
Polanski hep çok iyi bir yönetmendi, filmografisi “Chinatown / Çin Mahallesi” gibi başyapıtlarla dolu. Fakat bir süredir durgundu, filmleri yeterince canlı, olması gerektiği kadar parlak değildi. Çok beğenilen “Piyanist” ikinci doğuşu oldu.

Bozuk paraları masanın üzerine atarak kontrol eden müşteriyi, bir başka ünlü Polonyalı yönetmen Krzysztof Kieslowski’nin “Trois couleurs: Blanc / Üç Renk: Beyaz” filminin başrolünde izlediğimiz Zbigniew Zamachowski oynuyor.

Oynadığı karakterin duygularını daha iyi anlayabilmek için Brody, oturduğu evden taşınmış, arabasını satmış ve çekim boyunca TV izlememiş.

İçinde tek kelime Fransızca olmadığı halde En İyi Film dalında Fransızların Oskarı sayılan Cesar’ı kazanan ilk film.

Açık Gazete, 2 Eylül 2011

The Pianist / Piyanist
Yönetmen: Roman Polanski
Senaryo: Ronald Harwood (Wladyslaw Szpilman'ın kitabından)
Yapımcılar: Roman Polanski, Alain Sarde, Robert Benmussa
Oyuncular: Adrien Brody (Wladyslaw Szpilman), Emilia Fox (Dorota), Michal Zebrowski (Jurek), Ed Stoppard (Henryk), Maureen Lipman (Wladyslaw'ın annesi), Frank Finlay (Wladyslaw'ın babası), Jessica Kate Meyer (Halina), Julia Rayner (Regina), Thomas Kretschmann (Yüzbaşı Wilm Hosenfeld)
2002 Fransa, Polonya, Almanya, İngiltere ortak yapımı, 90 dakika
DVD firması: Özen Film

14 Ağustos 2010 Cumartesi

Ikigami

IMDB: 6,9
Rotten Tomatoes: % 79
Manalı Filmler: 8,0

Öyküsü akıllıca kurulmuş bir çizgi romandan uyarlanan “Ikigami”, “1984” benzeri bir Büyük Birader toplumunda geçiyor.

“Bahtiyarlık Kanunu”, herkese ilkokula başladığı gün iğne yapılmasını emreder. Her bin kişiden birinin vücuduna bir nano kapsül yerleştirilir. Belirlenen tarihte, kişi 18-24 yaşları arasındayken kapsül aktif hale geçer, o kişiyi öldürür. Yasaya karşı çıkmak yasaktır, bu “düşünce suçu”nu işleyenler “tedavi” edilirler.

Vakti dolan kişiye 24 saat önce “Ikigami” (Ölüm Bildirgesi) verilir, “ülkesine hizmet ettiğinin bilinciyle” ölüme hazırlanması ve son gününü mutlu geçirmesi beklenir. O gün toplu taşıma araçları, yemek ve sağlık hizmetleri ücretsizdir o kişi için. Ayrıca yakınlarına para ödenir.

Ünlü olmayı arzulayan bir şarkıcı, kör kız kardeşini ameliyat ettirmek isteyen bir delikanlı ve “Bahtiyarlık Kanunu”nun savunucusu ünlü bir kadın politikacının oğlu, bu belgeleri alıyor ve hepsi yaklaşan ölümü farklı şekillerde karşılıyorlar. Onların yaşadıkları ve kendilerine “Ikigami” belgelerini getiren genç memur Fujimoto ile ilişkileri, filmin öyküsünü oluşturuyor.

Çizgi romandan uyarlanan çoğu filmin tersine “Ikigami”, esaslı bir faşizm eleştirisi yapmasının yanında, felsefi açıdan da oldukça doyurucu bir yapım. Üçüncü kez kamera arkasına geçen Takimoto’nun olgun anlatımı sayesinde film, “ölüm” ve “hayatın anlamı” temaları hakkında düşünmek için ideal fırsatlar veriyor. Çok özenle seçilmiş ve işlenmiş üç “hayata veda” hikayesi ve filmin ortalarında çalınan “Signpost” (“Kılavuz”) isimli şarkı oldukça etkileyici…

Ödülü:
Japon Akademisi’nin “En İyi Genç Yetenek” Ödülü (Shota Matsuda)

Benzer filmler:
“The Handmaid's Tale” (1990, Volker Schlöndorff)
“Children of Men / Son Umut” (2006, Alfonso Cuarón)
“THX 1138” (1971, George Lucas)

Ikigami: The Ultimate Limit / Ikigami
Yönetmen: Tomoyuki Takimoto
Senaryo: Motoro Mase, Akimitsu Sasaki, Tomoyuki Takimoto, Hiroyuki Yatsu (Motoro Mase'nin çizgi romanından)
Yapımcı: Akimitsu Sasaki
Oyuncular: Shota Matsuda (Kengo Fujimoto), Koji Tsukamoto (Hidekazu Morio), Takashi Sasano (Şef Ishii), Riko Narumi (Sakura Iizuka), Takayuki Yamada (Satoshi Iizuka), Yuta Kanai (Tsubasa Tanabe), Kazuma Sano (Naoki Takazawa)
2008 Japonya yapımı, 133 dakika.