Alıntı

Toplumsal hayat bizi doğadan kopardı, onunla yeniden bütünleşmek zorundayız. “Ağaca sarılan hippi” imajını kastetmiyorum, onda yanlış bir şey yok da, demek istediğim, bir psikolojik ve ruhsal evrimin çok gerektiği. Şimdiki hayat tarzımızla ilgili en büyük sorunun ruhsallık eksikliği olduğunu düşünüyorum…

Julian Goldberger ("Şahin"in yönetmeni)

göçmen sorunları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
göçmen sorunları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Haziran 2013 Pazartesi

Fatih Pelle



Günün birinde Pelle zor bir şeylerin üstesinden gelir, “fatih” adına layık işler başarabilirse, bunda babasından aldığı bu güvenin büyük payı olacak. Sözün kısası adam küçük ama oğluna çok büyük değerler kazandırmayı başarıyor



IMDB: 7,8
Rotten Tomatoes: % 100
Manalı Filmler: 10

Tüm sinema tarihinin en etkileyici baba karakterlerinden biri…

Ayrıca: Müthiş bir baba-oğul ilişkisi portresi…

Ustaca yazılmış bir klasik roman, yetenekli bir yönetmenin ellerinde epik bir destana dönüşmüş… Ama bu metin kahramanlığı anlatmıyor, bu destanın ana temaları yoksulluk ve sevgi; ana karakterleri ise yaşam savaşı veren fakir amele…

Hikayemiz 19. yüzyıl sonlarında geçiyor. Başka göçmenlerle birlikte yoksul köylü Lassefar ve 9 yaşındaki oğlu Pelle, Danimarka’nın Bornholm adasına göçüyor, bir çiftlikte çalışmaya başlıyorlar. Burada zulme, ırkçılığa ve haksızlığa, aşka ve neşeye tanık oluyor, acı tatlı olayların içinde kalıyorlar. Klasik romanlarda adet olduğu üzere geniş bir çerçevesi olan eser, baba-oğul ilişkisini merkeze alarak, çiftlik sahibinin eşinin dramından kahyayla kavga ederken kafasından sakatlanan Erik’in trajedisine uzanıyor, renkli kişilikler, birbirinden ilginç ilişkiler resmediyor.

Tüm bu sıkıntı ve acıların, çoğunlukla karlar içinde, en azından buz gibi havada yaşanıyor oluşu, filmin içeriğine çok uygun düşmüş, esere puslu gri bir atmosfer kazandırmış. Yönetmen August ve görüntü yönetmeni Jörgen Persson, usta işi renk ve ton çalışmasıyla bu etkiyi güçlendirmiş, insanın ruhunu etkileyen bir film yapmışlar.

Filmin adının kaynağı, küçük Pelle’nin arkadaş olduğu Erik’in hayalleri. Diğerleri gibi üç kuruşa çalışan bir amele olan Erik, yaşama sevgisiyle dolu, böyle bir kaderi kabullenmek istemiyor, Çin’i, Avustralya’yı, ABD’yi görmek, hatta fethetmek arzusunda. Yaşlı Lassefar’ın en büyük düşü ise oğluna ve kendisine bakacak bir kadın bulup pazar sabahları yatakta kahve içmek…

Metnin en etkileyici yanlarından biri bu baba kişiliği. Bergman filmlerinin gediklisi Max Von Sydow’un akla seza bir yetkinlikle canlandırdığı Lassefar, bir küçük ademoğlu. Adaletsizliğe, insanların acımasız davranışlarına karşı çıkması gerektiğini biliyor ama buna asla cesaret edemiyor. Oğlunu hırpalayan çocukları pataklamak, taş kalpli kahyaya meydan okumak gerektiğinde Pelle’ye söz verdikleriyle yapabildiği arasında derin bir uçurum oluyor.

Fakat Pelle suçlamıyor babasını. Onun elinden gelenin en iyisini yaptığını biliyor. Küçük köşesinde huzurlu birkaç gün daha geçirmekten başka bir amacı yok adamcağızın, etliye sütlüye karışmadan yaşarken oğluna hayatın değerli yönlerini öğretmeye de çalışıyor, onu seviyor ve her şeyini beğeniyor, onaylıyor.

Günün birinde Pelle zor bir şeylerin üstesinden gelir, “fatih” adına layık işler başarabilirse, bunda babasından aldığı bu güvenin büyük payı olacak.

Sözün kısası adam küçük ama oğluna çok büyük değerler kazandırmayı başarıyor.

Lassefar’ı bunca etkili kılan da bu…
  

Ödülleri:
En İyi Film dalında Altın Palmiye
En İyi Yabancı Film dalında Altın Küre ve Oskar ödülü; En İyi Erkek Oyuncu dalında Oskar adaylığı (Sydow)
Ayrıca 20 ödül ve 4 adaylık.

Meraklısına:
New York Times gazetesinin hazırladığı “En  İyi 1000 Film” rehberinde yer aldı.

“Den Goda Viljan / The Best Intentions” gibi başka Bille August filmlerinde de çalışan besteci Stefan Nilsson, En İyi Yabancı Film dalında Oskar’a aday gösterilen “As It Is in Heaven / Cennetin Müziği”nin (Kay Pollak, 2004) etkileyici müziklerini de imzasını atmıştı.

Açık Gazete, 22 Haziran 2012

Pelle the Conqueror / Pelle erobreren / Fatih Pelle
Yönetmen: Bille August
Senaryo: Per Olov Enquist, Bjarne Reuter, Bille August (Martin Andersen Nexö’nün aynı adlı romanından)
Yapımcı: Per Holst
Oyuncular: Pelle Hvenegaard (Pelle), Max von Sydow (Lassefar), Erik Paaske (Forvalter), Björn Granath (Erik), Astrid Villaume (Bayan Kongstrup), Axel Strobye (Bay Kongstrup)
1987 Danimarka, İsveç yapımı, 157 dakika
Gösterim tarihi: Mart 1989
DVD Firması: ANS / Palermo


13 Temmuz 2012 Cuma

Biutiful

IMDB: 7,7
Rotten Tomatoes: % 64
Manalı Filmler: 9,5

Etkileyici, hatta çok sarsıcı…

Ki bu çok normal; altında Inarritu’nun imzası var.

Hatırlayalım kim olduğunu: 2000 yılında muhteşem “Amores Perros / Paramparça Aşklar-Köpekler” filmiyle kendini dünyaya tanıtan Meksikalı yönetmen… Daha sonra yaptığı uzun metrajlar ise “21 Grams” ve “Babel”… İki Oskar adaylığı var, ayrıca “Paramparça”dan sonra bu yıl da “Biutiful” Yabancı Film kategorisinde Oskar adayı oldu.

Fakat ödüller Inarritu’yu anlatmaya yetmez.

Ağır dramlara cesaretle yaklaşan, izleyicisinden de aynı tavrı bekleyen biridir o; filmleri serttir, tokat gibi çarpar insana.

Yaşayan en önemli yönetmenler arasında sayılmasının nedeni hem sinema zanaatına hakim ve kesinlikle çok yetenekli olması, hem de duyarlılığı… Tüm filmlerinde bireylerin iç dünyalarını olduğu kadar çevrelerini saran toplumsal dokuyu da irdeliyor, çeşitli sorunlara işaret ediyor.

Bu bağlamda, adeta her filmi birer ünlem işaretidir.

Bu kez de, korsan CD, çanta vb eşyaların sokaklarda satışını organize eden Uxbal’ın öyküsünü anlatırken, hem günümüzde çok az yönetmenin cesaret edebildiği kadar toplumsal olanın içinde, hem de ana karakterinin peşinden bir an ayrılmıyor, “küçük insan” denilen yapıdan dev bir anatomi çalışması çıkartıyor. Ayrıca, Uxbal’ın kanser hastası oluşu ve birkaç aylık ömrü kaldığını öğrenmesi, Inarritu’ya yaşam, ölüm, miras bırakmak, sevdiklerinle vedalaşmak gibi spiritüel temalara açılma imkanı veriyor.

İlginç noktalardan biri Uxbal’ın ölülerle iletişim kurabiliyor oluşu, bu özelliğiyle tanınıyor, örneğin cenazelere çağrılıyor, ölülerin “öte tarafa” geçmesine yardımcı oluyor. Fakat senaryo işin bu kısmıyla fazla ilgilenmiyor. Bunu da karakterin çözümlenmesinde dikkate alınması gereken bir veri olarak kullanıyor sadece, bu veriyi ekleyince filmin ana öyküsü, ölümün bu kadar bilincinde olan bir adamın ölüme hazırlanması biçimine dönüşüyor.

Inarritu’nun asıl ilgilendiği yine bireyler ve bir balık ağı misali içinde yaşadığımız doku. Hatırlarsanız, daha önceki filmlerinde de birbiriyle ilgisiz, ama hayatın küçük anlarında yolları kesişen bireylerin öyküsünü anlatmış, dünyanın öte yanındaki bir olayın sonucunun gelip sizi bulabileceğini (vurabileceğini) vurgulamıştı. Bu kez hikayesi İspanyol Uxbal’la kesişenler arasında Çinliler ve Senegalliler de var. Dev bir kentte yerlerini bulmak, karınlarını doyurmak için didinip duruyorlar.

Inarritu’nun dikkat çeken bir başka özelliği ise film zamanıyla oynamak gibi yapısal deneylere girişmesiydi. İlk üç filminde hep senaryo yazarı Guillermo Arriaga ile birlikteydi, bir süredir ayrılar. Bu kez Inarritu yapısal deneylere boş vermiş, dümdüz, alışageldiğimiz biçimde anlatıyor öyküsünü, hatta o kadar ki tüm film “kamerayı koyup çekmişler” izlenimi veriyor. Uğraşılmamış gibi.

Oysa her anı titizlikle tasarlanmış ve ustalıkla kotarılmış bir film bu (Zaten sadece kurgusu 14 ay sürmüş). O yüzden çok etkili. Örneğin cesetleri sahile vuran talihsiz göçmenleri unutamayacaksınız.

Hele o vicdan azabı (ve haliyle Bardem’in yüzü) zaten belleğinizden çıkmayacak…
Açık Gazete, 16 Aralık 2010

Ödülleri:
En İyi Yabancı Film ve Erkek Oyuncu dallarında Oskar adaylığı
Ayrıca 14 ödül ve 30 adaylık.

Biutiful
Yönetmen: Alejandro González Iñárritu
Senaryo: Alejandro González Iñárritu, Armando Bo, Nicolás Giacobone
Oyuncular: Javier Bardem (Uxbal), Maricel Álvarez (Marambra), Hanaa Bouchaib (Ana), Guillermo Estrella (Mateo), Eduard Fernández (Tito), Cheikh Ndiaye (Ekweme)
Yapımcılar: Fernando Bovaira, Alejandro González Iñárritu, Jon Kilik
2010 Meksika, İspanya ortak yapımı, 148 dakika
Gösterim tarihi: 28 Ocak 2011
DVD firması: Tiglon