Alıntı

Toplumsal hayat bizi doğadan kopardı, onunla yeniden bütünleşmek zorundayız. “Ağaca sarılan hippi” imajını kastetmiyorum, onda yanlış bir şey yok da, demek istediğim, bir psikolojik ve ruhsal evrimin çok gerektiği. Şimdiki hayat tarzımızla ilgili en büyük sorunun ruhsallık eksikliği olduğunu düşünüyorum…

Julian Goldberger ("Şahin"in yönetmeni)

6 Ağustos 2010 Cuma

Yaşamak

IMDB: 8.2 (235. sırada)
Allmovie: 5 tam yıldız
Manalı Filmler puanı: 9.5
“İnanç ve Sanat” sitesinin listesinde 3. sırada
“Sinema Tarihinin En İyi 1000 Filmi” listesinde 83. sırada

Büyük usta Kurosawa’nın erken dönem başyapıtlarından biri…

Etliye sütlüye karışmayan, insanlara mesafeli, kokmaz bulaşmaz bir şef olan Bay Watanabe, mide kanseri olduğunu öğrenir. En fazla 6 ayı kaldığını bilmek onda önce delicesine eğlenme arzusu uyandırır, ama birkaç gün sonra gece hayatından bıkar. Kalan zamanını nasıl değerlendirmesi gerektiğini bulmaya çalışır. Sonunda birkaç ay içinde kendini değiştirmeyi başarır, topluma yararlı projelerin gerçekleşmesini ve vefatından sonra adının hayırla anılmasını sağlar…

İş arkadaşlarının “Mumya” lakabı taktıkları, o derece “yaşıyormuş gibi yapan” ana karakterin dönüşümü zaten yeterince çarpıcı iken, doğal olarak Kurosawa, bu karakter çalışmasını yüksek değerde bir felsefi zemine oturtmayı da başarıyor, filmini “hayatın anlamı” üzerine yapılmış en önemli eserlerden biri kılıyor.

Bay Watanabe’yi canlandıran Shimura’nın acı dolu yüzü uzun süre aklınızda kalacak. Özellikle barda “zamanın nasıl da akıp gittiğini” anlatan o şarkıyı söylediği sahnede ve salıncakta sallanırken, ölümü çok yakın olduğu halde, hiç olmadığı kadar mutluyken…

Ünlü yönetmen Francis Ford Coppola (“The Godfather / Baba” serisi, “Apocalypse Now / Kıyamet”): “Çoğu yönetmenin birlikte anıldığı bir, bilemediniz iki başyapıtı vardır. Kurosawa’nın 8-9 tane var” demişti. “Ikiru”, onlardan biri…

Ödülü:
Berlin Film Festivali’nde, Berlin Senatosu’nun özel ödülü (1954)

Seçme replikler:
Watanabe (şarkı): “Hayat öyle kısa ki
Aşık olun sevgili kızlar
Dudaklarınız hala kırmızıyken
Ve bedeniniz soğumadan evvel
Çünkü yarın var olmayacak”

Toyo: “Benim ne yardımım olur ki?”
Watanabe: “Sana sadece bakmak bile iyi hissetmemi sağlıyor. Şu ‘mumya’ kalbimi ısıtıyor. Bana karşı çok naziksin. Hayır, bu değil. Çok gençsin, sağlıklısın. Hayır, bu da değil… Hayat dolusun. Ve ben… ben bunu kıskanıyorum. Ölmeden, hiç olmazsa tek bir gün senin gibi olabilsem keşke. Bunu beceremezsem, ölmeyi de başaramam. Bir şey yapmak istiyorum, manalı bir şey, bunu sen gösterebilirsin bana. Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Nasıl yapacağım, bilmiyorum. Belki sen de bilmiyorsundur ama lütfen… mümkünse… nasıl senin gibi olabileceğimi göster bana…”

Ikiru / To Live / Yaşamak
Yönetmen: Akira Kurosawa
Senaryo: Shinobu Hashimoto, Hideo Oguni, Akira Kurosawa
Yapımcı: Sôjirô Motoki
Oyuncular: Takashi Shimura (Kanji Watanabe), Shinichi Himori (Kimura), Haruo Tanaka (Sakai), Minoru Chiaki (Noguchi), Miki Odagiri (Toyo), Bokuzen Hidari (Ohara)
1952 Japonya yapımı, 143 dakika
DVD firması: As Sanat

Konuşmalı Bir Film

IMDB: 6,8
Allmovie: 4/5 yıldız
Metacritic: % 75
Manalı Filmler puanı: 8,0

Bu filmi, “Ikiru”da ele alınan temalar bakımından çok önemli bir örnek olduğu için seçtim, sevgili okur.

Çünkü bu filmi 95 yaşında bir yönetmen çekti.

Portekizli yönetmenin ilk filmi “Working on the Douro River” 1931 tarihliydi, Oliveira, 20. yüzyılın önemli bir bölümünü setlerde geçirdi.

Halen 102 yaşında ve film yapmaya devam ediyor, bu yıl “The Strange Case Of Amelia”yı tamamladı.

“Konuşmalı Bir Film”, uygarlığa bir saygı duruşu… Tarih profesörü Rosa Maria, 7 yaşındaki kızıyla birlikte bir deniz yolculuğuna çıkar, Marsilya, Napoli, İstanbul üzerinden Hindistan’a doğru ilerlerken Rosa kızına tarihi mekanları tanıtır, bilgi aktarır (Örneğin İstanbul’da Ayasofya’yı gezerler).

Filmin en önemli sahnelerinden biri 4 ayrı ulustan 4 kişinin (Malkovich, Papas, Sandrelli ve Denevue) insanlık tarihi ve uygarlıklar üzerine yaptıkları uzun sohbet. Herkes kendi ana dilinde konuşuyor ama gayet iyi anlaşıyorlar.

A Talking Picture / Um Filme Falado / Konuşmalı Bir Film
Senaryo ve yönetim: Manoel de Oliveira
Yapımcı: Paulo Branco
Oyuncular: Leonor Silveira (Rosa Maria), Filipa de Almeida (Maria Joana), John Malkovich (Kaptan John Walesa), Catherine Deneuve (Delfina), Stefania Sandrelli (Francesca), Irene Papas (Helena).
2003 Portekiz, Fransa, İtalya ortak yapımı, 96 dakika
DVD firması: As Sanat

Gir Kanıma

IMDB: 8,1 (203. sırada)
Allmovie: 4/5 yıldız
Metacritic: % 82
Manalı Filmler puanı: 8,5

“Herkesin İçtiği Su” isimli öyküsünde Ömer Seyfettin, insanların çıldırmasına yol açan bir yağmurdan söz eder (Hikayenin Çin’de geçmesi ayrıca ilginçtir… Tabii 1919’da yazılmış olması da). Bu örnekteki gibi bazen yazarlar/sinemacılar “fantastik” tabir ettiğimiz öğeleri gerçekçi bazı temaları işlemek amacıyla eserlerinde kullanırlar.

Lindqvist de tam olarak bunu yapıyor: yalnızlık, özel koşullarda gelişen dostluk, aşk gibi temaları vampir öğesini kullanarak işliyor, tartışıyor.

Alfredson’un olgun, ölçülü anlatımıyla birlikte “Gir Kanıma” bir vampir hikayesi olmaktan çıkıyor, birey-uygarlık ilişkisini irdeleyen, çok özel bir filme dönüşüyor. Toplumun büyük bölümünün sarışın insanlardan oluştuğu bir ortamda, Eli rolünün esmer Lina Leandersson’a oynatılması çok akıllıca. O da çarpıcı fiziğine müthiş oyunculuk gücünü katmış, unutulmaz bir kız çocuğu/vampir imgesi yaratmış.

İzleyince, bu filmin neden bu kadar ünlü olduğunu gayet iyi anlayacaksınız…

Meraklısına:
Holivud filmin yeniden çevrimini yaptı, eser halen laboratuar aşamasında.

Ödülleri:
Amerikan BK, Fantezi, Korku Filmleri Akademisi’nce “En İyi Uluslar Arası Film” dalında Saturn Ödülü’ne layık görüldü; “En İyi Senaryo” ve “En İyi Genç Oyuncu” dallarında Saturn adayı oldu.
İngiliz Bağımsız Film Ödülleri’nde, ayrıca Boston ve Chicago Film Eleştirmenleri’nce “En İyi Yabancı Film” seçildi.
En İyi Film, Yönetmen ve Beste dallarında Avrupa Ödülü’ne aday gösterildi.
Ayrıca 56 ödül, 12 adaylık.

Let the Right One In / Låt den rätte komma in / Gir Kanıma
Yönetmen: Tomas Alfredson
Senaryo: John Ajvide Lindqvist (kendi romanından)
Yapımcılar: Carl Molinder, John Nordling
Oyuncular: Kare Hedebrant (Oskar), Lina Leandersson (Eli), Per Ragnar (Hakan), Henrik Dahl (Erik), Karin Bergquist (Yvonne), Peter Carlberg (Lacke), Ika Nord (Virginia).
2008 İsveç yapımı, 115 dakika
Gösterim tarihi: 8 Ocak 2010
DVD firması: Tiglon / Video Express / Bir Film.

Tahaan


IMDB: 6,8
Manalı Filmler puanı: 8,0

8 yaşındaki Tahaan, ablası, annesi ve dedesiyle Kaşmir kırsalında yaşamaktadır. 3 yıl evvel kaybolmuş babasının dönmesini beklemektedirler. Tahaan eşekleri Birbal’ı çok sever, hep onunla zaman geçirir. Dedenin vefatı yüzünden annesi, kimi eşyalarla birlikte Birbal’ı da satmak zorunda kalır. Tahaan eşeği geri alabilmek için uğraşırken yeni insanlarla tanışır, teröristlere –bilinçsizce- yardım eder, hayat dersleri edinir…

Sivan’ın eseri tam bir “sevgi filmi”… Hümanizm filmin her karesinde hissediliyor. Ayrıca karakterler arasındaki en hakim duygu da o. Tüccar Daar’ın torunu Yasin’e duyduğu sevgi gibi… Sanki sevgi, böylesine tehlikeli bir dünyada ayakta kalmanın, yaşamını sürdürmenin tek yolu. Çünkü bu dünyada genç kadınlar kayıp kocalarını militan cesetleri arasında arıyorlar, çocuklar sokaklarda “terör oyunları” oynuyor ve içlerinden biri (Tahaan) eşeğine kavuşmak uğruna sınırdan el bombası geçirmeyi, hatta onu bir askeri birliğe atmayı kabul ediyor.

Üslup itibariyle İran filmlerini anımsatan, ama onlardan daha estetik, sinemasal açıdan daha güçlü ve sonuçta daha etkili bir film “Tahaan”. Hele ana karakteri oynayan küçük Bhandare’nin yüzünü unutmak imkansız…

Meraklısına:
Filmin uluslar arası adı "Tahaan: A Boy with a Grenade" ki bu isim: “Tahaan: El Bombalı Çocuk” anlamına geliyor

Tahaan kelimesi bölge dillerinde farklı anlamlar taşıyormuş, “şefkatli”, “hoşgörü” vb gibi.

Tahaan
Yönetmen: Santosh Sivan
Senaryo: Santosh Sivan, Ritesh Menon, Paul Hardart
Yapımcılar: Shripal Morakhia, Mubina Rattonsey
Oyuncular: Purav Bhandare (Tahaan), Victor Banerjee (Tahaan'ın dedesi), Rahul Bose (Zafer), Ankush Dubey (Idris), Rasika Dugal (Nadira), Anupam Kher (Subhan Daar), Dheirya Sonecha (Yasin), Sarika (Tahaan'ın annesi)
2008 Hindistan yapımı, 102 dakika

Ölülerle Yaşamak

IMDB: 7,0
Manalı Filmler: 7,5

70 sonlarında yönetmenliğe başlamış olsa da, Stephen Gyllenhaal asıl büyük çıkışını 90’ların başında yapmıştı. “Paris Trout” (1991), “Waterland / Su Şehri” (1992) ve “A Dangerous Woman / Tehlikeli Bir Kadın” (1993) gibi filmleri tüm dünyada ilgi görmüş, insan ilişkilerini ele alış biçimiyle, karakterlerinin derinliklerine inme becerisiyle, gerilim kurmadaki ustalığıyla takdir edilmişti. Fakat sonraları yönetmen TV’ye kaydı, çeşitli dizilerin bölümlerini ve TV filmleri çekti. Adı “Ölülerle Yaşamak” anlamına gelen “Living with the Dead” de bu TV filmlerinden biri.

Eseri “Ölülerle konuşma yeteneğini kullanabilen bir adamın maceraları” biçiminde özetlemek mümkün. Ruhlarla iletişimi sayesinde edindiği bilgileri bir dedektifle paylaşıyor, birlikte çözümlenememiş davalarla ilgileniyorlar. Sözün kısası bu film, 2005’te başlayan "Ghost Whisperer" dizisinin erken bir versiyonu sayılabilir.

Steenburgen, Ladd, Palance, Latifah gibi ustalardan etkili performanslar almayı başaran deneyimli yönetmen, film ritmine de çok hakim, yer yer bıçak sırtı bir gerilim kuruyor ve benzer temaları işleyen çoğu yüksek bütçeli sinema filminde bile görmediğimiz derecede etkili sahneler kotarmayı başarıyor.

Fakat filmin asıl önemli yönü, ölüm olgusuna dair felsefi yaklaşımı, seyircisine yararlanabileceği bilgiler sunması…

Meraklısına:
Stephen Gyllenhaal ikisi de oyuncu olan Maggie Gyllenhaal (“Crazy Heart / Çılgın Kalp”, “SherryBaby”) ve Jake Gyllenhaal’ın (“Prince of Persia: The Sands of Time / Pers Prensi: Zamanın Kumları”, “Jarhead”) babası.

Living With The Dead / Ölülerle Yaşamak
Yönetmen: Stephen Gyllenhaal
Senaryo: John Pielmeier (James Van Praagh'ın "Talking To Heaven" isimli kitabından)
Yapımcılar: Preston Fischer, Stephen Gyllenhaal, John Pielmeier, James Van Praagh
Oyuncular: Ted Danson (James Van Praagh), Mary Steenburgen (Dedektif Karen Condrin), Diane Ladd (Regina Van Praagh), Michael Moriarty (Medyum Adrian), Queen Latifah (Midge Harmon), Jack Palance (Allan Van Praagh), Jay Brazeau (psikiyatr)
2002 ABD yapımı, 142 dakika